Anasayfa İletişim


VEKİLLERİMİZİ UYARIYORUZ

Sayın Milletvekilimiz, Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin Kanun Tasarısı Hakkındaki GENEL GEREKÇE İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİMİZ, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hazırlanan ve TBMM Komisyonlarında görüşülmekte olan Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesine ilişkin Kanun Tasarısı Taslağının Genel Gerekçelerinde; Ülkemizde yıllık yaklaşık 43 milyon ton sebze ve meyve üretildiği belirtilmekte, üretilen ürünlerin % 5’nin ihraç edilebildiği, % 25’nin zayi olduğu, % 70’nin de iç pazarda satılan ürünlerden % 30’nun toptancı hallerinde işlem gördüğü, % 70’nin de kayıt dışı olarak satıldığı belirtilmektedir. Diğer taraftan sağlıklı büyüme için enflasyonun makul seviyelere çekilmesinin önemli engellerinden birisinin işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar olduğu belirtilerek sebze ve meyveler de bu şekilde değerlendirilmektedir. 24.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren 552 sayılı K.H.K’nin ve yapılan ilave değişikliklerin Yasadan beklenen amaçlara ulaşılamadığı ifade edilmektedir. Kanımızca 552 sayılı K.H.K son derece titizlikle hazırlanmış bir Yasadır. Ancak K.H.K’nin daha yürürlüğe girmeden bir Zincir Market gurubunun müdahalesi ile esas çatısı zedelenmiş, bilahare uygulaması belediyelere bırakılmıştır. Bu gün olduğu gibi belediyeler siyasetin en üst seviyede egemen olduğu birimlerdir. Belediyelerin siyasi ve bürokratik uygulamalarına hiç kimsenin gücü yetmez hale gelmiştir. Hal böyle olunca 552 sayılı KHK’den beklenen faydanın sağlanamamasının müsebbibi Yasa değil uygulayıcıları olmaktadır. Genel Gerekçede başarıya ulaşılamamasının sebepleri olarak ; -Malların Haller üzerinden pazarlanma zorunluluğunun serbest rekabeti olumsuz yönde etkilemesi, gösterilmektedir. Bu tespit doğru değildir. Kanun koyucu Türk çiftçisinin küçük alanlarda üretim yaptığı gerçeği ile deftere tabi olamayabileceği düşüncesinden hareketle üretilen Sebze ve meyvelerin kayıt altına alınmasını sağlamaya yönelik olarak halden geçme zorunluluğu getirmekle birlikte, 552 sayılı KHK’nin 17. maddesinin 5.nci bendinde; “Belediye sınırları ve mücavir alanlar içerisinde toptan veya Perakende mal satmak üzere münhasıran fatura veya müstahsil makbuzu ile üreticilerden mal satın alanlar satış işlemine başlamadan önce bunları fatura veya müstahsil makbuzu örnekleri ile toptancı hal müdürlüklerine bildirmek zorundadırlar. Bu durumda malların toptancı hale girişi yapılmaz ve fatura veya müstahsil makbuzunda gösterilen bedel üzerinden % 15 oranında belediye payı tahsil olunur.” Hükmü ile hal dışında satışları serbest bırakmıştır. Buradaki kesinti oranını yüksek bulan organize perakendecilerin tüm çabası bu oranı %2 ye indirmek olarak görülmektedir. Yasanın tamamı ile oynamak yerine bu maddenin ele alınması yerinde görülmektedir. Bu şekilde satışlardaki % 15 belediye payı oranı toptancı halde oluşan kesinti miktarı seviyesindedir. Kanun koyucu bu oranı Toptancı hal sisteminin sağlıklı işleyebilmesi ve sistem aleyhine haksız rekabeti önlemek için oranı denk seviyede belirlemiştir. Hallerdeki satışlardaki kesinti oranlarını da Kanun Koyucu belirlemiştir. Bu sebeple Hal içi satışlardaki kesintiler ile Hal dışı satışlardaki kesinti miktarlarının denk seviyede belirlenmesi haksız rekabeti önleyecektir. -Rüsum ve komisyon oranlarının ticareti zorlaştıracak ve kayıt dışılığı arttıracak düzeyde bulunması, Yukarıdaki cümlede bahsedilen kesintilerin oranları sayın Bakanlıklarınca ve ilgili Kanunlarla belirlenmiştir. Yetkili makam olarak istenildiği zaman düşürülebilirdi. Her hizmetin mutlaka bir karşılığı olmak durumundadır. Sebze ve meyvede toptan fiyatların 0,50 krş olduğu dikkate alındığında % 2 veya % 8 oranındaki kesintilerin maliyet unsuru olmayacağı da ortadadır. -Sebze ve meyvelerin fiyat ve miktarlarına ilişkin bilgilere ulaşılamaması Toptancı hallerde her gün oluşan fiyatlar ilgili belediyelerin web sayfalarında yayınlanmaktadır. Ürün miktarları da belediyelerden kolaylıkla alınabilmektedir. Federasyonumuz her yıl bu rakamları derlemektedir. Ancak kayıt dışı satışlara ilişkin hiçbir veri tabi ki bulunamamaktadır. --Müzayede, depolama, tasnifleme ve ambalajlama tesisleri ile laboratuarları bulunmayan çok sayıda toptancı halinin bulunması, 552 sayılı KHK’nin ilgili maddelerinde ve Yönetmeliklerinde hallerde bulunması gereken asgari nitelikler şekillendirilmiştir. Ancak Kanunda belirtilen eksikliklerin giderilmesine ilişkin hükme uyulmadığı için maddede belirtilen eksiklikler bulunmaktadır. Hatta birçok haldeki depoları belediyeler kendi hizmetleri için kullanmaktadır. -Malların güvenlik ve izlenebilirliğinin sağlanacağı en uygun yerler Toptancı Hallerdir. Bu gerçeğin görmezden gelinmesi ve çare olarak hal dışında satışları serbest bırakan bir düzenlemeye gidilmesi kendi içinde çelişki doğurmaktadır. Hallere kurulacak bir laboratuar marifetiyle hem güvenlik kontrolleri yapılabilecek, hem de izlenebilirlik en ince noktalara kadar sürdürülebilecektir. Bunların yapılması da Kanun değişikliği gerektiren bir sebep olarak görülememektedir. -Hallerde üretici ile komisyoncular arasındaki anlaşmazlıklar; elle sayılabilecek derecede azdır. Zira üretici ve halciler iç içe çalışmaktadır. Ayrıca Belediyeler üreticilerin her hakkını güvence altına almıştır. Anlaşmazlık hal dışında belgesiz alınan ve üreticiye ödenmeyen trilyonlarca ürün bedelinden kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki belgesiz satışlar sebebiyle çiftçilerimiz hakkını yasal yollarda dahi alamamaktadır. Mal sattığını ve sahibi olduğunu ispat edememektedir. Bu şekilde anlaşmazlık yaşanmaması için haller arasında uyarı sistemini bir ölçüde de olsa Federasyonumuz işletmektedir. Hal dışındaki anlaşmazlıklara çözüm getirilecek olması olumlu olarak değerlendirilmektedir. -İç piyasada standart uygulamaların bulunamamasının sebebi Toptancı haller olmayıp, Kanunla görevli ve yetkili kılınan Kurumların konuya yaklaşımlarıdır. -Üreticilerimizin rekabet gücü gerçekten zayıftır. Sebze ve meyve üreticilerinin rekabet gücü, ürünlerin özelliğinden ve üretim planlamasının yapılmamasından dolayı zayıftır. Daha vahim olanı hal komisyoncularının kredi ve destekleri ile üretim yapabildikleridir. Hallere mal getirenler de hal esnafı tarafından her türlü desteği verilenlerdir. -Üreticilerin, mallarını pazarlama imkanlarının yetersizliği söz konusu değildir. Üretici malını dilediği yerde ve şekilde satabilmektedir. -İster tarlasında, ister bağında, -isterse en yakın toptancı halinde, -isterse büyük tüketim hallerinde, -isterse marketlerin tedarikçilerine, -İsterse üretici örgütleri eliyle, hal kapsamı dışında satabilmektedir. Tekrar ediyoruz ki! Üreticimizin rekabet ve pazarlık gücünün yüksek olabilmesi için üretim planlaması, Piyasada talep edilen ürünlerin üretimi, standartlaşma ve markalaşma gereklidir. Gerçekler bilindiği ve halden geçen sebze ve meyvenin genel üretime oranının % 30 lar seviyesinde bulunduğu Sayın Bakanlıkları tarafından resmen beyan edilmesine karşılık sebze meyve satışlarının haller dışında serbest bırakılmasına yönelik düzenlemeye bir anlam verilememektedir. Zaten sebze ve meyveyi kendi imkanları ile hal dışında satmaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse, -Patates soğan tarlada, -Elma armut ve diğer meyveler bağında bahçesinde, - Narenciyenin % 95’ i dalında, bahçesinde, -Kavun karpuz tarlada, üzüm bağında, olduğu gibi; Üreticimiz geriye kalan ürünlerin satılamayanları ile komisyonculardan alınan avanslarla üretilen ve avans karşılığı olan ürünleri toptancı hallerine gelmekte ve burada satılmaktadır. -Tasarı ile Toptancı hal dışında, toptancı hale bildirilmek kaydıyla alım satım yapılabilme imkanı getirilmektedir. Bu şekilde, ticarete serbestliğin getirilmesi, Alternatif pazarlama kanallarının oluşturulması, AB mevzuatına uyumun sağlanmasının hedeflendiği belirtilmektedir. AB Mevzuatına uyum hedefine katılmakla birlikte, Tasarıda AB Mevzuatına uyumdan söz edebilmek için aşağıda sıralanan kıstasların da AB mevzuatına uygun hale getirilmesinin gerekliliği düşünülmektedir. Ülkemiz ile AB Ülkeleri Toptancı Halleri arasındaki farklılıkları dile getirmek istiyoruz. 1- Üretici Yapısı Ülkemizde üreticiler sayıca çok olup küçük arazilerde üretim yapmaktadırlar. Kapalı alanda üretim yapan işletmeler yaklaşık 2-3 dekar, açık alanlarda ise ortalama işletme büyüklüğü 50-60 dekar. Parçalı arazilerde yapılan küçük miktarlardaki üretimin günlük olarak pazarlanmasına ihtiyaç vardır. Küçük miktarlar Marketlerin talebini karşılamaktan uzaktır. Türkiye’de bu faaliyet için toptancı hallere ihtiyaç bulunmaktadır. AB Ülkelerinde üreticiler çok büyük arazilerde üretim yapmakta ve ürettiklerini toptan olarak marketlere satabilmektedir. Üretici Birlikleri büyük ölçüde organize olmuştur. En büyük farklılığımız da bu durumdur. 2- Üretim Yapısı Ülkemiz iklim itibariyle sebze ve meyve üretimine son derece elverişlidir. Yılın 12 ayı değişik bölgelerimizde her çeşit sebze meyve üretimi yapılabilmektedir. Örtü altı üretimin yaygınlaşması her ürünün 12 ay boyunca üretim ve tüketimini mümkün kılmaktadır. Küçük ölçekli arazilerde yapılan ve çok çeşitli olan ürünlerin pazarlanabilmesi için yine hallere büyük ölçüde ihtiyaç bulunmaktadır. AB ülkelerinde durum farklıdır. Çoğunlukla beklemeye tahammülü olan kışlık üretim yaygındır. Toplu arazilerde üretim yapılmaktadır. Üretici örgütleri hakim konumdadır. Kayıt ve belge durumu AB Ülkelerinde ziyaret edilen tüm toptancı hallerde yapılan görüşmelerde “Kayıt dışı” tabirine rastlanmamıştır. Bu tabir ve uygulama AB bünyesinde bulunmamaktadır. Ülkemizde ise durum tam tersinedir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca da açıklandığı üzere sebze ve meyvenin % 70’i kayıt dışı alınıp satılmaktadır. Toptancı Hallerde işlem gören ürün miktarı genel üretimin yüzde 20’si civarındadır. Bu konu ile ilgili olarak yıllara göre istatistiklerimiz mevcuttur. Ülkemizde Sebze ve meyvelerin toptan satışı “Toptancı hallerde yapılır” cümlesi bir Kanun maddesidir. Böyle bir durumda kayıt dışı satışların % 70’e ulaştığı bilinirken Tasarı’nın 4.cü maddesi ile Türkiye’de sebze ve meyve ticareti toptancı hal dışına taşınmaktadır. AB’ye uyum çerçevesinde “Ürünlerin toptancı hallere girmeden hale bildirimde bulunularak” piyasalarda satışa sunulmasının önü açılmaktadır. Yukarıdaki gerçekler mevcut iken böyle bir sistemin sağlıklı işlemesi mümkün görülmemektedir. 3- Toptancı Hallerin Sayıları Türkiye’de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kayıtlarına göre 191 adet toptancı hal bulunmaktadır. Akdeniz bölgemizde (Mersin)de hal sayısı 18, Antalya’da 25’den fazladır. Hal sayısının fazlalığı sisteme zarar vermektedir. Tüm AB ülkelerinde 76 adet toptancı hal bulunmaktadır. Bu gerçekler dikkate alınarak Yasa hazırlanmasında fayda görülmektedir. 5-Hallerin Altyapıları İncelemelerde bulunulan AB Ülkeleri Toptancı Hallerinde her türlü altyapıları tamamlanmıştır. Hal komplekslerinde hotel, oto parklar, çevre ve düzenlemeler, tahlil laboratuarları, fiziki numune alma ve kontrol üniteleri, soğuk hava depoları, her dükkanın yarısının soğuk oda olarak inşası gibi tüm ihtiyaçlara cevap verecek sistemler kuruludur. Ülkemiz halleri için bunları söylemek mümkün değildir. Haller belediyelere gelir getirici bir yer olarak nitelenmekte ve yol kontrolları da aynı amaçla yapılmaktadır. 6-Hallerin işletilmesi AB Ülkelerindeki Toptancı Haller Kamu malıdır. Buna karşılık özerk bir heyetçe yönetilmektedir. Komisyoncu ve tüccarların temsilcisi, belediye, ilgili bakanlık,(Paris halinde yolsuzluklar Bakanlığı temsilcisi) gibi profesyonel yönetim tarafından işin uzmanı bir müdür vasıtası ile haller idare edilmektedir. Tasarının 11.ci maddesi ile Ülkemiz Toptancı Hal sistemine yeni bir şekil getirilmektedir. Bazı maddelerde AB’ye uyum için yapılan değişiklikler yanında gerek AB mevzuatına, gerekse Mevcut sistemle bağdaşmayan bu madde sektör mensuplarını son derece rahatsız etmektedir. Toptancı hallerin kiralama yoluyla işletilmesi ve bu işlemlerin 2886 sayılı Devlet ihale Kanunu hükümlerine göre yapılacağı belirtilmektedir. Bu durumda “Tasarının AB’ye uyumlu” hale getirildiğini söylemek mümkün olamayacaktır. AB’ Ülkelerinde Kamu malı olan haller özerk bir Kurul tarafından yönetilirken, Ülkemizde Kamu malı olan haller satılmakta veya kiralama şeklinde işletilmeye çalışılmaktadır. Kiralama sisteminin hal işletmeciliğine kesinlikle uygun olamayacağı görüşündeyiz. Belirli süreli bir kiralama ile hal komisyonculuğu veya tüccarlığının yürütülmesi mümkün görülmemektedir. Yıllara dayanan bir itimat ve devamlılık üzerine kurulu sistemi, belirli süre için kiralanacak işyerlerinde yürütmeye imkan bulunmamaktadır. Sistemi böylesine bozmak yerine, mülkiyetin sahibi bulunan belediyelere mevcut Kanunda olduğu gibi tahsis, kiralama ve satış yetkisinin bırakılması daha faydalı görülmektedir. Tasarıya itirazlarımız maddeler halinde aşağıda açıklanmaktadır. 1-Toptancı hallerin kurulmasında Bakanlık yetkisi devam etmelidir. Belediyelerce gerekli gereksiz yerlerde gecekondu hallerin açılması sektörümüze büyük darbe vurmaktadır. 2-Taslağın 4.ncü maddesi ile "Toptancı Hale Bildirim" başlıklı yeni bir düzenleme getirilmektedir. Bu madde ile Toptancı hallerin devre dışı bırakılmasının amaçlandığı görülmektedir. Hal dışında satılan sebze ve meyvelerin en yakın hal müdürlüklerine bildirimde bulunularak ve % 2 rüsum ödemesi ile ticaret hal dışına kaydırılmak istenmektedir. Toptancı hallerini komisyoncular kurmamıştır. Gerek Üreticiye gerekse tüketiciye Kamu hizmeti verebilmek amacı ile Kanunların verdiği yetki ile Belediyelerce kurulan ve özel Kanunla yönetilen bu mekanları dışlayarak açık alanlarda sebze meyve ticaretini özendirmeye bir mana verilememektedir. Kayıt dışı ticarete bir çare bulunmadan ve gerekli alt yapı oluşturulmadan Toptancı Haller dışında sebze ve meyve satışlarının serbest bırakılması doğru bulunmamaktadır. 3-Tasarının 8.ci maddesi ile “Toptancı Hallerde işlem gören mallardan alınan belediye payının (Rüsum)oranı değiştirilmekte, hal içinde yapılacak satışlarda bu oran %1'e indirilmekte ve üretim bölgesi halinde alınması öngörülmektedir. Bu miktarın yarısının üretim bölgesi toptancı halinin belediyesine, diğer yarısının da malın satışa sunulduğu yer halinin belediyesi hesabına yatırılacak olması Belediyelerin % 0,5 rüsum alarak hal hizmeti vermelerini engelleyecektir. Böylece esasen amaçlanan hallerin kapatılmasının yolunun maddi gerekçelere bağlı olarak ilgili belediyeler tarafından yerine getirilmesine sebep yaratılmaktadır. . 4- Tasarının 5.maddesinin 6.cı bendinde; Komisyoncuların alacağı komisyon oranı % 8'den % 6 ya indirilmektedir. Gerek Kamunun sağladığı hizmet ve ürettiği mallardaki fiyat artışları, gerekse özel sektörce verilen hizmetlerin fiyat artışları meydanda iken Hal komisyoncularının almakta olduğu % 8 komisyon oranı ile oynanmasına bir anlam verilememektedir. Üreticilerin malını paraya çevirerek devlete vergi tahsildarlığı yapan komisyonculardan % 2 lik komisyonun çok görülmesini yetkililerin takdirlerine sunuyoruz. AB Ülkelerindeki hallerdeki meslektaşlarımız ve hatta üretici birlikleri % 10-12 komisyonlarla çalışırken Ülkemiz komisyoncularının % 6 komisyonla bu hizmeti vermeleri mümkün görülmemektedir. Kiralarımız, nakliyelerimiz, çalıştırdığımız kayıtlı personelin yükleri, iletişim, sarf malzemeleri fiyatlarının devamlı arttığı bir ortamda bu maddeyi kabul etmemiz mümkün görülmemektedir. . Buradan da anlıyoruz ki esas amacın ticaretin düzenlenmesi veya serbest rekabetin sağlanması değil, toptancı hallerinin ve hal komisyoncularının çalışamaz hale getirilmesidir. Aynı hassasiyetin perakende zincirler içinde bir kar oranı belirlenmesi şeklinde bir türlü Yasalaşamayan Marketler Kanununda açıklanmasını bekliyoruz. Perakendecilerin % 500 lere varan kar marjlarına hiçbir önlem düşünülmezken komisyoncuların % 8 oranındaki yasal haklarının düşürülmesine sıra gelmesi de manidar karşılanmaktadır. Her konuda serbestliğin savunulduğu ortamda, komisyon oranlarının da taraflarca serbestçe belirlenmesi yerinde görülmektedir. Komisyon oranını tavanı Bakanlıkça tespit edilebilir. 5--Taslaktaki en önemli ve en tehlikeli bulduğumuz maddelerden biri de 11. madde ile Toptancı hallerindeki işyerlerinin işletilmesi şeklinde düzenlenmektedir. Bu madde ile Tahsis şeklinde işletilen Toptancı hallerindeki dükkanların kiralama yoluyla işletilmesinin önü açılmaktadır. Boş olarak tahsis alınan ve yıllarımızı vererek çalışılır hale getirdiğimiz dükkanlarımız Devlet ihale Kanunu hükümlerine göre yani açık arttırma ile kiraya çıkacak ve en yüksek kirayı verene kiralanacaktır. Boş bir yeri ticari bir dükkan ve marka haline getiren tahsis sabihibinin bu dükkanın ihale ile başka birine kiralanmasını kabullenmesi beklenmemelidir. Bir madde ile 30 senelik geçmişimiz ve birikimimiz tek satırla elimizden alınmaktadır. Böyle bir düzenlemeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Toptancı halin işleyişi gerektiği şekilde incelenmediğinden kaynaklandığına inandığımız bu maddeyi iç barışımızı bozmaya yönelik ve tehlikeli bir yaklaşım olarak görüyoruz. Toptancı Halde belirli süreli bir işletmenin faaliyet gösterme şansı yoktur. Üretimin olduğu ve direkt üretici malının satıldığı toptancı halimizde üretici komisyoncu ilişkisi birbirine güvenen ve anlaşmaya bağlı olarak uzun yıllar sürdürülmektedir. Bu bölgelerdeki her komisyoncumuzun en az 200-300 adet müstahsil ile birlikteliği bulunmaktadır. Her müstahsilimize komisyoncularımız tarafından faizsiz finans ve girdi desteği sağlanmaktadır. Her üreticinin dekar başına 2500-3000 lira nakit ve bu miktara yakın girdi (tohum, fide,ilaç, gübre, naylon örtü, kasa vb)desteği aldığı düşünüldüğünde olayın önemi daha da artmaktadır. Bu destek yıl içerisinde mal teslimatı ile bir diğer yıla aktarılarak sürdürülmektedir. Aynı şekilde üreticimizin ürünün satışı için her komisyoncumuzun pazarlama müşavirliğini yerine getirebilmek için müşteri portföyüne ihtiyacı vardır. Bu müşterilere de toptancı hallerdeki satışlar vadeli işlemlerle olmaktadır. (Marketçiler, ihracatçılar, tüccarlar, tedarikçiler,vb) Üreticide olduğu gibi satışq yaptığımız bu müşteri gruplarımıza da veresiye satışlarımızla süreklilik sağlanmakta ve bir diğer yıla aktarılarak sürdürülmektedir. Korkarız ki komisyoncunun kiralamış olduğu işyeri süreli olarak verilmiş ise , bu sürenin bitmesine en az 3-4 yıl kala komisyoncu vermekte olduğu finans desteğini keserek ve vadeli satışlardan alacaklarını tahsile tahsile uğraşacak ve bundan sonra da vermeyecektir. Çünkü, on yıl sonunda işyeri sahibinin dükkanı tekrarz alıp alamayacağı ihale sonucuna göre belirlenecektir. Sektörümüz dikkate alındığında görülecektir ki örtü altı üretim başta olmak üzere Ülkemizde üreticimiz hiçbir şekilde devlete yük olmadan ve devlet desteği almadan bu üretim ve sistem çalıştırılmaktadır. Türkiye sebze meyve üretimi ile Avrupada birinci olmak üzere dünyada söz sahibi olmaktadır. Bu da göstermektedir ki üreticimiz ve üretimimizin her fırsatta dile getirdiğimiz her türlü noksanlığa rağmen ilerleme kaydettiği gerçeğidir. Gerek üreticiler, gerekse müşteriler bir süre sonra kapanağacağını bile bile bir komisyoncu ile ticari işlem yapmazlar. Toptancı hallerde satışa sunulan üretici veya tüccar malının garantisi ile hal içi işlem düzeni açısından Tahsis ile oluşan işyerlerinde tahsisi verenin cezai müeyyideleri tek taraflı olarak rahatça uygulayabilme imkanı bulunmaktadır. Kira veya mülkiyette ise aynı yaptırımların uygulanabilme imkanı olamayacaktır., Önerimiz: Mevcut Yasa’da olduğu gibi hallerin mülkiyetine sahip olan Belediyelerin işletme ile ilgili kararları kendilerinin vermeleri yerinde olacaktır. Tasarının Kanunlaşması halinde; Özetle; 1- Hal açma yetkisi Bakanlık onayı olmaksızın Belediyelerde olur ise; Belediyeler gerekli gereksiz demeden siyasi geleceklerine katkısı uğruna ticari, sosyal, ekonomik fonksiyonlarını dikkate almadan gecekondu haller açacaklardır. Sonrada ürünlerin çok el değiştirdiği Kamuoyunda devamlı tartışılır hale gelecektir. 2-Belediyelerin rüsum gelirleri düşürülür ise; Toptancı Hallere giren ürün miktarı hızla azalacaktır. Belediyeler miktar olarak azalan ürün girişleri yanında % 0,5'e indirilen rüsum geliri ile bu sistemi yürütmelerinin imkansızlaştığını ileri sürerek toptancı hallere hizmet vermeyecekler ve kapatmaya çalışacaklardır, 3-Hal dışında bildirim modeli ile satışlardan alınan rüsum % 15’ten % 2’ye düşürülür ise; Bu gün had safhaya ulaşmış kayıt dışı ticaret hal komisyoncularının rekabet şansını ortadan kaldıracaktır. Taşarı bu durumu Yasal bir zemine oturtacak, bir çok komisyoncu sistemden dışlanmış olacaktır. 4-Komisyon oranı % 8’den % 6’ya indirilir ise; Zaten mevcut şartlarda yürütülmesi zorlaşan hal komisyonculuğu düşürülen komisyon oranları sebebiyle cazibesini kaybedecek, piyasa tamamen hal dışına kayacaktır. SONUÇ -Hallerin ve Komisyoncuların fonksiyonlarının sona ermesi başta küçükler olmak üzere tüm üreticileri aracı ve korsan satıcıların insafına terkedecektir. -Kısa süre sonra küçük üreticiler üretimden çekilecek ve ortalık büyük sermayenin oluşturduğu tarımsal sanayi kuruluşlarına kalacaktır. Üretimden çekilen veya üretim yapamaz hale gelen küçük çiftçimiz yerli ve yabancı sermayeli büyük zincir perakendeci gruplarının marabası haline gelecek ve onlar için ve onların istedikleri fiyatlara kendi arazilerinde mal üretmek zorunda kalacaklardır. -Pahalı üretilen ürünler pahalı olarak tüketiciye sunulacak ve halkımız bugünkü fiyatların bir kaç katına sebze ve meyve tüketmek zorunda kalacak ve büyük çoğunlukla da tane ile alabilir hale gelecektir. - Kanun Tasarısının Uluslar arası büyük organize marketlerin istediği bu şekilde Kanunlaşması, nihai tüketici pazarını elinde tutan bu gurupların üreticimizi de ele geçirecektir. Böylece küçük esnafımızın, Pazar yerlerimizin, yerel marketlerimizin, toptanca hallerimizin bu haksız rekabet ortamında tamamen devre dışı kalmasından başka bir faydası görülmeyecek ve kesinlikle - “FİYATLARA OLUMLU BİR YANSIMASI OLMAYACAKTIR”. Yukarıda özetlenen Genel Gerekçeye ve madde gerekçelerine cevaplarımız incelendiğinde, belirtilen eksiklik veya aksamalar için 552 sayılı KHK’nin temelinden değiştirilmesine gerek olmadığı, aslında getirilmek istenilenlerde üretici ve tüketicilerimizin lehine bir düzenleme bulunmadığı da aşikardır. Üretimden tüketime tüm uzanan yoldaki tüm rantları kazanmayı kendilerine şiar edinen yabancı sermayeli zincir marketler sonunda istedikleri bir Türkiye yaratma çabalarını başaracaklar ve tüketicileri olduğu gibi üreticilerimizi ve zincirdeki diğer paydaşları da devre dışı bırakacak bir sisteme kavuşmuş olacaklardır. Saygılarımızla. TÜSEMKOM